MiT GÖREVLiLERi BASKININ iÇ YÜZÜNÜ ANLATTI


2009 yılı sonunda iki önemli olay yaşandı. Fetullahçı/Amerikancı istihbaratçılar; ulusal istihbarata karşı, terörle mücadele alanında yoğunlaşan birimleri (Özel Kuvvetler, Jandarma ve MİT) deşifre etmek, ‘kozmik odalarda’ ele geçirilen raporların AB sürecinde Güneydoğu’da savaşan askeri ve sivil personel için biçilen kara gömlek olan ‘yargılama yolunun açılması’, ‘terörle mücadele suçlusu ilan etmek’ gibi amaçlar çerçevesinde operasyonla kullanılmasını sağlamak için harekete geçti. Siyasallaşan yargı kararları, askeri ve sivil ulusal istihbarata karşı çevrilmiş silah konumunda. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yürütülen ‘asimetrik psikolojik harekât’; CIA güdümlü, Batı kapitalizminin güdümündeki parasal vurgunculuğun adı olan Soros destekli NGO’ların propagandaları sonucu oluşan yapılanmasıyla polisin ‘alternatif silahlı güç’ haline gelmesinin zeminini gündeme getirmiştir.

Devletin, askeri operasyonların, ulusal güvenlik belgelerinin ‘gizli’ niteliklerine bakılmaksızın adeta talan edercesine, yapay gerekçelerle ve aptal cesaretiyle el konulması, tutanaklara geçirilmesi; devletin güçten düşürülmesinin, ulusal istihbaratın tasfiye edilerek CIA, Mossad taşeronu Fetullahçı istihbarata güç gösterisi olanağı da sağlamıştır. Sivil savcı ve Terörle Mücadele ekiplerinin ortaklaşa düzenlemiş olduğu operasyonlar; terör bölgesi olan Erzincan’da MİT Bölge binasına ve İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat birimine yapılan baskın, Ankara’da Genelkurmay’ın, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın gözünün içine baka baka yapılan Özel Kuvvetler Komutanlığı’na yapılan baskın, polisin askeri araçları fütursuzca durdurup arama yapma teşebbüslerinde bulunması, güçten düşmüş devletin, Amerikancı istihbaratın hareket yeteneğinin doruğa ulaştığının göstergelerini oluşturuyor.

Erzincan’da yapılan operasyonun ayrıntılarına geçmeden önce, İsmailağa Cemaatine yönelik gerçekleşen yargı savaşına değinmekte yarar var. “Erzincan Başsavcılığı’nca İsmailağa Cemaati’ne yönelik yurt genelinde yapılmak istenen ancak Erzurum Başsavcılığı’nın girişimleriyle ‘sumen altı’ edilen soruşturmada, savcıların cemaat kavgası resmi yazışmalara da yansıdı. Erzurum Başsavcılığı, Erzincan Valiliği’ne jandarma ve emniyetin cemaate yönelik operasyonlara hazırlanan Erzincan Başsavcılığı’nın talimatına uymaması konusunda ‘destek’ beklediğini iletirken gerekçe olarak bu başsavcılığın yetkilerinin kendilerince ‘kaldırılmış’ olmasını gösterdi. Erzincan Başsavcılığı’ysa yetkisinin kaldırıldığı uyarısına itiraz ederek, bunun yasaya, yargı bağımsızlığına ve nezaket kurallarına aykırı olduğu görüşüyle konuyu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’na (HSYK) taşıdı… Gökçer Tahincioğlu’nun Milliyet’teki haberine göre konu şöyle gelişmişti: ‘Cemaat lideri Mahmut Ustaosmanoğlu’yla İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve bazı bakanların da aralarında bulunduğu 235 şüpheliyi kapsayan soruşturma dosyası üzerinde çalıştığı aşamada, Adalet Bakanlığı müfettişlerinin talebiyle telefonları dinlemeye alınan Cihaner’le ilgili soruşturma halen devam ediyor. Cihaner’in diğer savcılarla yaptığı özel nitelikli telefon görüşmelerinin bile soruşturma konusu yapıldığı anlaşıldı. Alınan bilgiye göre Cihaner, 16 ile yayılmasını planladığı cemaat odaklı operasyonlara ilk olarak Erzincan’da başladı. Ancak soruşturmanın daha bu aşamasında çok sayıda ilginç olayla karşılaştı. Cihaner’in, baskın yapılarak aranması talimatı verdiği çok sayıda ev ve işyeri için farklı savcılıklardan arama kararları çıkarıldı. Cihaner’in verdiği arama talimatları yerine getirilmeden diğer savcılıkların arama talimatlarının yerine getirilmesi, cemaat odaklı baskınların büyük bölümünü sonuşsuz bıraktı. Buna rağmen operasyonlara devam eden Cihaner, uzun süre şüphelilerin telefonlarını dinletti. Telefon dinlemeleri sonunda, İstanbul Belediye Başkanı Topbaş’ın da aralarında bulunduğu 235 kişiyi kapsayan ‘şüpheliler’ listesinde eski Orman Bakanı Osman Pepe, eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Yeni Şafak gazetesi sahibi Ahmet Albayrak, ‘Cübbeli Ahmet Hoca’ olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü gibi isimler vardı. Ancak listedeki isimlere yönelik 16 ile yayılacak operasyonlara başlanacağı aşamada, Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturmanın kendi yetki alanında olduğu gerekçesiyle dosyayı Erzincan’dan alıp planlanan çok daha dar kapsamlı bir soruşturma yürüterek iddianamedeki şüpheli sayısını 13 kişiye düşürdü… Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı da ihbarları gerekçe göstererek Cihaner hakkında soruşturma başlattı.”


Erzincan’da MİT Bölge binasına ve İl Jandarma Komutanlığı İstihbarat birimine yapılan baskınlar sonucu yakalanan istihbarat personeli; kendilerine, Emniyet istihbaratı tarafından komplo kurulduğunu ve Erzincan’ın köylerinden yoksul öğrencilerin merkeze getirilerek Fetullahçı ışık evlerinde etki altına alınmaya çalışılmasına karşı yürüttükleri operasyonların kurbanı olduklarını düşünmekteydiler. Tutuklanan personelle görüşme yapan CHP Milletvekili Ahmet Ersin’in açıklamaları da gündeme damgasını vurmuştu. Ersin’in açıklamaları ve Cumhuriyet’ten İlhan Taşçı’nın haberi şöyleydi: “Erzurum Özel Yetkili Savcılığı tarafından tutuklanan askeri istihbaratçılar, İsmailağa ve Fetullah Gülen cemmatine yönelik yürüttükleri araştırma nedeniyle tutuklandıklarını anlattılar. Jandarma İstihbaratçılar, Erzincan Barajı’nda bulunduğu belirtilen mühimmatı ‘polisin koyduğunu’ ve bu komploya ortaya çıkaracakları sırada komploya uğrayarak tutuklandıklarını söylediler. Bölgede inceleme yapan TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi CHP İzmir Milletvekili Ahmet Ersin, yaşananlar için ‘sanki bir yerlerden düğmeye basılmış’ nitelemesini yaptı. Erzincan’da tutuklanan üç MİT görevlisi, yaşadıkları olayın perde arkasını Ahmet Ersin’e anlattılar. 27 Ekim günü Erzincan Barajı’nda bulunduğu iddia edilen askeri mühimmatla ilgili olarak Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Savcısı Osman Şanal soruşturma başlatmıştı. 20 Kasım’da Jandarma İstihbarat Şube Müdür Yardımcısı Üsteğmen E.E’yle Astsubay O.E, 27 Kasım günü de Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Binbaşı N.E. tutuklandı. Savcı Şanal, polislerle 4 Aralık günü, iddialara göre N.E’de çıkan CD ve bilgilerden hareketle Erzincan MİT Şube Müdürlüğü’ne baskın düzenledi. Şube Müdürü Ş.D’yle personel K.Ü. ve S.İ. gözaltına alındı. MİT personeli, 7 Aralık’ta tutuklanarak Erzurum Kapalı Cezaevine konuldu. Ersin, önceki gün (20 Aralık) MİT personelini ziyaret etti. Görüşmede MİT personeli Ersin’e 20 – 30 kişilik polis ekibiyle MİT’e baskın düzenlendiğini belirterek: “Telefon etselerdi
gidip ifade verirdik. Savcının MİT binasına baskın düzenlemek ve gözaltına almak için Başbakanlık’tan izin alması gerekiyordu. Ancak bu izin yoktu. Baskın sırasında bizim de korumalarımızın silahları vardı. Çatışma çıkabilirdi. diye konuştular. İstihbaratçılar, savcılık sorgusunda kendilerine ‘Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı’yla ilişkili olup olmadıklarının’ sorulduğunu belirttiler. İstihbarat görevlileri tutuklanmalarının perde arkasını şöyle anlattı: “Erzincan Barajı’nda bulunan mühimmatlarla hiçbir ilgimiz yok. O mühimmat oraya polisler tarafından konulmuştu. Bu tespit edildi. Bu komployu açığa çıkarmak üzereyken de gözaltına alınıp, tutuklandık. İsmailağa ve Gülen cemaati soruşturması önemli bir noktaya doğru gelişiyordu. Köylerden merkeze doğru soruşturma yürütülüyordu. Merkezde 16 ev vardı, buralarda köyden getirilen küçük yaştaki çocuklara eğitim veriliyordu.” Bulunan mühimmattan “Emniyet Genel Müdürlüğü” yazısının bulunduğu bildirildi. İstihbaratçıların tutuklandığı dosyaya ilişkin de gizlilik kararı alındığı öğrenildi. Bu nedenle askerlerin neyle suçlandıklarını ve dosya içeriğindeki bilgiyle belgelere ulaşamadıkları ve tutuklamaya itirazda da bulunamadıkları kaydedildi.” Aynı habere ek olarak Ayşe Sayın’ın haberi de kayda değerdir: “Erzurum Özel Yetkili Savcılığı’nca tutuklanan MİT ve Jandarma İstihbarat personeliyle görüşen CHP’li TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu üyesi Ahmet Ersin, tutuklamaları Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı’nın İsmailağa cemaatine yönelik başlattığı soruşturmaya ‘misilleme’ ve laik cumhuriyet yapısına ‘tarikatçı-cemaatçi yapıya dönüştürme projesinin parçası’ olarak niteledi. Ersin, bir başbakan yardımcısının Erzincan başsavcısını arayarak, cemaat soruşturmasında gözaltına alınan 16 kişiyi serbest bırakmasını istediğini öne sürdü. Ersin’in açıklamaları şöyle: Erzincan’da yapılan güvenlik toplantısında, İsmailağa cemaatinin çocukları evlerinden toplayıp, yatılı dini eğitim verdiği, izinsiz, makbuzsuz yardım topladığı ve İstanbul’a gönderdiği konuşuluyor. Cumhuriyet Başsavcısı 2007 Aralık ayında İsmailağa cemaati hakkında soruşturma başlatıyor. Araştırma ilerleyince bunların bazı ihalelere fesat karıştırdığı ortaya çıkıyor. Başsavcı, emniyetle birlikte bir operasyon yapıyor. Ancak operasyonlardan eli boş dönüyor. Savcı, operasyonla ilgili karşı tarafa bilgi verildiğini düşünüyor ve bu kez operasyonu jandarmayla yapıyor. Yerel seçim öncesinde jandarmayla yapılan operasyonda 16 kişi gözaltına alınıyor. Bunun üzerine bir başbakan yardımcısı başsavcıyı arayarak, “onları bırak” diyor. Başsavcı da “Hukuki süreç devam ediyor. Bu aşamada böyle bir şey olmaz, soruşturmayı sürdüreceğim” diyor ve 16 kişiyi tutukluyor. Bunun üzerine Adalet Bakanlığı müfettişlerini gönderiyor, başsavcı hakkında soruşturma açılıyor. Soruşturma dosyalarının Erzurum özel yetkili savcısına gönderilmesi için baskı yapıyorlar. Başsavcı dosyaları gönderiyor ve müfettişleri başsavcı hakkında 26 yıla kadar hapis istemiyle dava açıyor. Erzurum Özel Yetkili Savcısı soruşturmayı aldıktan sonra Erzincan MİT Bölge Müdürlüğü’ne baskın yapıyor. MİT personeli hakkında bir soruşturma başlatılması için Başbakanlık’tan izin alınması gerekiyor ama izin yok. Keyfi bir şekilde baskın yapılmış. MİT binası, Tapu Müdürlüğü binası değil ki! Orada devletin gizli bilgileri var. Oradan Jandarma Alay Komutanlığı’na gidiyor, Jandarma İstihbarat Müdürü ve iki personelin odasında arama yapmak istiyorlar ama mahkeme kararında burada arama yapılmasına ilişkin bir ifade yok. Bunu söyleyip itiraz ediyorlar: işte ‘izni unutmuşum da telefonla alırım’ filan diyor savcı ve orada da arama yapıyor. İstihbaratçılar da gözaltına alınıp tutuklanıyorlar. Kanaatimce MİT kendi içinde de operasyon yapıyor. Yani anti-amerikancı ve ulusalcı kanadın tasfiyesi için düğmeye basıldı. Jandarma İstihbarat Şube Müdürü ve gözaltına alınan iki personelin gözaltına alınma gerekçesiyse yaptıkları çalışmalar sırasında bu cemaatle ilgili çok geniş bilgiye sahip olmaları. O nedenle etkisiz hale getirmek istiyorlar. Soruşturma ismailağa cemaatine yönelik soruşturmayla başlıyor ve gitgide Fetullah Gülen cemaatine uzanıyor. Burada ‘cemaatlere dokunan başına bela alır, cemaate dokunanı yakarım’ mesajı vermek için bir operasyon yapılıyor. Yani herkese mesaj veriliyor. Cemaat soruşturması nedeniyle yapılan bir misilleme. Bu olayı Ergenekon’a,

İrticayla Mücadele Eylem Planı’na filan bağlamak saçma. Bu olay tamamen laik cumhuriyet yapısını tarikatçı, cemaatçi yapıya çevirme operasyonunun bir parçasıdır… Şimdi şöyle bir olay var. 11 Ağustos 2008’de Erzincan – Kâhta yoluna konulan bomba nedeniyle 1 yarbay ve 8 asker şehit oluyor. Erzurum Özel Yetkili Savcısı, tutuklanan jandarma istihbaratçılara: ‘Bombayı siz mi koydunuz?’ sordu mu, sormadı mı? Ben sorduğunu biliyorum. Olayı PKK üstlendiği halde, neden bu soruyu yöneltmiştir? Bu da Tokat’ta olduğu gibi, 33 erin şehit edilmesinde olduğu gibi, yine bu olayın sorumluluğunu askere yıkma çabasının bir parçası mıdır?”Bu olaylar olduktan sonra, eski görev yeri Erzincan İl Jandarma Komutanlığı olan Recep Gençoğlu, yeni görev yeri Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı’nda; “Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı’nın isteği üzerine İsmailağa cemaatine yönelik soruşturma nedeniyle gözaltına alındı. Eskişehir İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu, Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı’nın isteği üzerine gözaltına alındı. Kıdemli Albay Gençoğlu’nun daha önce görev yeri Erzincan’da, İsmailağa Cemaati’ne yönelik soruşturma nedeniyle gözaltına alındığı belirtildi. Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı’nın isteği üzerine, Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Ekrem Aydıner, yanında askeri savcı ve Merkez Komutanlığı’ndan subaylarla birlikte dün saat 15.00 sıralarında Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı’na geldi. Başsavcı Aydıner’in talimatıyla Eskişehir Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri de İl Jandarma Komutanlığı önünde bekledi. Başsavcı Ekrem Aydıner, geçen ağustos ayında Erzincan İl Jandarma Komutanlığı görevinden Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı’na atanan Kıdemli Albay Recep Gençoğlu’na gözaltına alındığını söyledi. Makam odası aranan Kıdemli Albay Gençoğlu, avukatının bulunmasıyla Başsavcı Aydıner’e, Erzincan’da yürütülen Ergenekon kapsamındaki soruşturmayla ilgili ifade verdi. Eskişehir Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Recep Gençoğlu’nun, Eskişehir Asker Hastanesi’nde sağlık kontrolünden geçirilmesinin ardından Erzincan’daki soruşturmayı yürüten Erzurum Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığı’na götürülebileceği ve sorgusunun orada yapılacağı kaydedildi. Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Caner’in bir süre önce İsmailağa Cemaati ile ilgili başlattığı soruşturma sırasında Kıdemli Albay Recep Gençoğlu, Erzincan İl Jandarma Komutanı olarak görev yapıyordu. Gençoğlu, Cizre’de 1993-95 yılları arasında oluşturduğu bir ekiple Beyaz Toros’la onlarca kişiyi usulsüz gözaltına aldığı ve 6 kişiyi infaz ettiği iddiasıyla müebbet hapis cezasıyla yargılanan Kayseri eski İl Jandarma Alay Komutanı Cemal Temizöz’den sonra Cizre’de Jandarma Komutanlığı yaptı. Gençoğlu, Ağustos 2009 YAŞ kararıyla, Eskişehir İl Jandarma Komutanlığı’na atandı.”









CHP Milletvekili Ahmet Ersin’in, gerçekleri önemle ve cesaretle açıklaması gündemi nedense meşgul etmedi. Görmezden gelindi. Liberal kalem erbapları, TSK’yı işlevsizleştirme operasyonu olduğunda fütursuzca yazarlarken; söz konusu, maaşa bağlandıkları, Atlantik ötesinden gelen icazetlerin ahlaksızlığının projeleri sonucu ulusallığın tasfiyesi olduğunda sarhoşluk içinde kör, sağır, dilsiz rolünü benimsemekteler. Türkiye Cumhuriyeti devletiyle, Amerikan derin devleti taşeronu gayri milli istihbarat kliği arasında gerçekleşen çıplak güç savaşımı, Türkiye’yi emperyalizme açan büyük kapı Ergenekon’la başlamış ve gittikçe derinleşen bir görünüm arz etmektedir.


 



Tasarim & Grafik:İMECE, TURKIYE
Bu siteyi en iyi IE4.0 ve uzeri browser, 1024x768 ekran genisligi ve yuksek renk modunda izleyebiliriniz.
Her hakki MİLLETİMİZDE saklidir.