LAZKİYE KIRSALINDA ARTAN KAYIPLAR

ASKERİ DURUM ( HARİTAYI TIKLA İNDİR BÜYÜK GÖR)

 

LAZKİYE KIRSALINDA ARTAN KAYIPLAR

Yerel kaynaklardan alınan bilgiye göre, rejim birlikleri Bayırbucak Türkmen bölgesi ile Kırkbeş ve Çalma tepelerine hava destekli saldırı düzenledi. Savaş uçaklarının bölgeyi varil bombalarıyla vurduğu belirtildi.

Rejime ait birliklerin, bölgede stratejik öneme sahip tepeyi ele geçirmek için düzenlediği saldırılarda yaralananlardan bazıları Türkiye'ye getirildi.

Yayladağı sınırından son 24 saatte Türkiye'ye getirilen 4 yaralının ambulanslarla Hatay'daki hastanelere kaldırıldığı öğrenildi.

Öte yandan rejimin elinde bulunan Kastal Maaf kasabasında şiddetli çatışmaların yaşandığı bildirildi. 

Çatışma sesleri Yayladağı ilçesinden de duyuluyor.

Humusda yaklaşık 22 bin kişi hayatını kaybetti

Suriye muhalefeti, ülkedeki olayların başlamasından bu yana Humus'ta yaklaşık 22 bin kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Muhalefete bağlı en büyük koordinasyonlardan biri olan Suriye Devrimi Koordinasyonlar Birliği'nden yapılan yazılı açıklamada, Esed rejiminin saldırıları sonucu Humus'ta, 2011'den bu yana bin 423'ü çocuk, 986'sı kadın 21 bin 817 kişinin öldüğü belirtildi. 

Koordinasyon Birliği'nin hukuk bürosu tarafından açıklanan verilere göre, 2014 yılının başından bu yana ise 95'i çocuk, 77'si kadın 928 kişi yaşamını yitirdi.

Yaklaşık 22 aydır ülkenin stratejik öneme sahip kenti Humus'un, muhaliflerin kontrolü altındaki 13 semti Esed rejimi tarafından kuşatma altında tutuluyor. Abluka uygulanan semtlerde yaşayan az sayıda kişi de açlık ve tıbbi yetersizliğe maruz kalıyor. Bölge sakinlerinin büyük çoğunluğu da yaşanan şiddet olayları sebebiyle evlerini terk etmek zorunda kaldı.

Lazkiye kırsalında çok sayıda ölenlerin arasında Türklerinde bulunduğu aralarında Zekeriya'nında rahmetli olduğu bildirildi..


LAZKİYEDE ASKERİ DURUM DEĞERLENDİRMESİ

Silahlı muhaliflerin sahil cephesine geniş bir şekilde girişi, 2 yıldır süren Suriye'deki krizin belki de en tehlikeli noktalarından birini teşkil ediyor.

Bunların dışında bir soru daha var: Silahlı muhalefet, operasyonlarını sahili kontrol etmiş bir şekilde bitirebilecek mi ?, yoksa bir yandan silah ve mühimmat yokluğu nedeniyle, bir yandan da rejimin karadan, havadan ve denizden darbeleri ile toplu bir intihara mı sürüklenecek ?

Muhalefetin içinden birden çok şahsiyetin davetiyle ''Müminlerin Annesi Ayşe'nin Torunları'' isimli operasyon ile sahil cephesi açıldı. Muhalefetin kontrolündeki bölgelerden sahil bölgesine, güneyde Nebi Yunus Zirvesinden batıda Cebel Bakruka ve Cebel Ketf yönüne doğru saldırılar başladı.

Silahlı militanlar Kefr Dilbe, Bez Hirbe, Barude, Elhareta, Hambuşiye, Bluta, Bumekke, Beyt Şkuhi ve Stirbe köylerini, Cebel Barude (Anpat)  ve Cebel Dervin'i işgal ettiler.

Ancak Suriye Ordusu, Lazkiye eteklerinde yer alan bütün bu bölgeleri-köyleri geri alıp kontrolü sağladı.

Bu bölgelerin çoğunluğu, rejimin yanında saf tutarken, çocuklarının çoğunluğu da Suriye ordusunda ve Ulusal Savunma Ordusu saflarında savaş veriyor.

Muhalefet sayfaları, operasyonun başlarında silahlı militanların, Hafız Esad'ın doğum yeri olan Kardeha köyü yakınlarına vardığından bahsediyordu. Lakin sahadan bir kaynak El-Sefir'e verdiği demeçte bu haberi yalanladı.

Lazkiye ve civarına, İdlip ve Humus kırsallarından, Ordu, Ulusal Savunma Ordusu ve Halk Komiteleri'nden askeri yardım ulaştırıldı. Bu askeri yardımlar, kent merkezinin 30 km yakınına kadar uzanıyor.

Devrim Koordinasyonları Birliği üyesi Ammar El-Hasan medya aracılığı ile verdiği demeçte; muhaliflerin kontrol ettiği merkezlerin, Cebel Türkmen'in ve özellikle Selma beldesinin bulunduğu

Cebel Ekrad'ın hedef alındığı hava operasyonlarında kullanılan Hamim Askeri Havaalanı'nın rejim tarafından sağlamlaştırılıp tahkim edildiğini belirtti.

Gözlem zirvesi olan Nebi Yunus ve Hirbe El-Süles, Zobar ve Yahudiye bölgeleri, muhalifler bu bölgelerden hedef alındığı için rejim için çok önemli konumda.

Kuzey taraflarında ise, Suriye ve İskenderun Sancağı (Antakya), her iki tarafta da rejimi destekleyen halkların-bölgelerin olduğu Türkiye ile olan sınır şeridi boyunca, durum biraz daha güç görünüyor. Muhalifler İdlip kırsalından Lazkiye'ye doğru tüm yolları ve geçişleri tutmuş durumda.

Güney taraflarında, Banyas ve Tartus'a doğru olan bölgelerde herhangi bir operasyon veya çatışma yok. Şimdiye kadar o bölgelerde hava sakin.


Antakya'dan, güneyde Lübnan'a kadar olan sahil bölgesinin dağlık ve engebeli olmasından dolayı sahil cephesi savaşı diğer bölgelerdeki savaştan ayrı düşüyor. Muhaliflerin bölgeyi denetleyen zirveleri kontrol etmesi demek, bir milyondan fazla mülteciyi barındıran kente doğru ilerlemelerinin kolaylaşması demektir. Bu da sahil cephesindeki zirvelerin ve dağlık bölgelerin ehemmiyetine işaret ediyor.

MUHALİF TABURLARINDA İSLAMCILAR ÖN SAFLARDA

Muhalif birliklerden elde edilen bilgilere göre sahil cephesini açma kararı ve cephenin planlanışı bir kaç ay önceki toplantıda belirlenmiş.

Bu savaş için cephede özel harekat odaları kurulmuş ve liderlik ''Ahrar Şam'' birliğine verilmiş. Bu birliğin yanında  savaşan diğer örgütler: ''Nusra Cephesi, Irak-Şam İslam Devleti, Muhacirin Taburu, Mazlum'un Zaferi Taburu, Sakkur El-Ezz, Allah'a Hicret Taburu, El-İzzu lillâh, Elnasr minel Allah, Ahfad-ı Resul, Kefr Dilbe Şehitleri, 10. Tugay, Batı Cephesi 1. Tugayı, Mustafa Mirza Taburu, Usame Maho Taburu ve Ensaruş-Şam.''

Bu taburların çoğunun Özgür Suriye Ordusu ile alakası yok. Bu grupların ortak yönü selefi-cihadi eğilimleridir. Devletlerden ''direkt'' olarak destek görmezlerken dışarıdan selefi eğiliminde şahsiyetlerden ve kurumlardan olabildiğince yardım alıyorlar.

Bu birlikler siyasi çözümleri reddederken rejimi askeri yollarla devirmek, ardından bölgede Özgür Suriye Ordusu'nun hedeflerinden uzak olan İslami veya Halifelik getiren bir devlet kurmak istiyorlar. Özgür Suriye Ordusu ise bu birliklere mühimmat göndermekle yetiniyor.

Bölgedeki aktivistlerin bahsettiğine göre, Özgür Suriye Ordusu genelkurmay başkanlığı, Suriye Muhalif Ulusal Koalisyonu'ndan destek alarak, bölgedeki azınlıkları ve mezhepsel gerginlikleri gerekçe gösterip örtülü olarak sahildeki savaşı durdurma kararı aldı.

Aktivistlere göre İdlip kırsalından gelen silah yardımlarının durması, yine örtülü olarak sahildeki savaşın durması gerektiğinin düşünüldüğüne işaret ediyor.

Bir başka açıdan Koalisyoncuların resmi açıklamalarına baktığımız zaman açıklamaların sahil savaşının ''lütuflarına'' göre hazırlandığını görüyoruz.

Bununla birlikte iç muhalefet, başında Ulusal Koordinasyon olmak üzere, Yeniden İnşa Hareketi ve diğer gruplar mezhep gerginlikleri konusunda uyarılar yaparken Özgür Suriye Ordusu, korkuları yatıştırmaya çalışan açıklamalar yapmakla yetindi.

Yaptıkları açıklamada Alevilere köylerinde saldırmadıklarını, sadece silahlarını çekenlere karşı savaştıklarını ve askeri yardım göndermeye devam edeceklerini belirttiler.

Sahadan kaynaklar El-Sefir'e verdikleri demeçte, sahilde savaşan grupların çoğunun Özgür Suriye Ordusu ve Koalisyon'u tanımaması nedeni ile askeri yardım kararının sahaya çok yansımadığını söylediler.

Öte yandan aktivistler, silahlı birliklerin ilerleme halinde olan rejim karşısında, silah, mühimmat vs. yardımı alamamaları halinde sahilde çok tutunamayacaklarını söylüyorlar.

Sahadan bildiren kaynaklara göre, rejimi sahiplenen bölgenin son saldırılardan etkilenmediği ve aksine kendileri için son derece önemli ve kader belirleyici olarak gördükleri savaşı sahiplenip orduya sınırsız destek verdikleri görülüyor.

Sahil cephesinde son durum şu: Cepheden çekilmeye başlayan gruplar var. Bu gruplar arasında ''Askeri Meclis Taburu, Özgür Suriye Ordusu'na bağlı 10.Tugay ve Ensar Şam Tugayı'' yer alıyor. Bunların dışında, Nusra Cephesi, Irak-Şam İslam Devleti, Muhacirin Taburu ve Sakkur El-Ezz Taburu halen savaşın kalbindeler. Muhalifler, iletişim ve yardım yolu açabilmek için Salnefe beldesi yönünde ilerlemeye çalışıyorlar velakin bu bölgeye hakim olmak kolay değil. Bölgenin askeri olarak tahkim edildiği belirtiliyor.



 


TIKLA
TÜRK ORDUSU SURİYE'DE
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ SURİYE TOPRAKLARINDA

 


TC.HASAN AĞABEY MÜDAHALE İÇİN NE DEMİŞ DEDİK !..

Hasan Ağabey'in bu müdahale için ilk aklına gelen Yunan'ın bayrak çekip işgal ettiği Eşek ve Bulamaç Adalarımız geldi.Yunan'ın klise yapıp askeri birlik yerleştirdiği Türk toprağı Eşek ve Bulamaç Adalarımızın ilhak etmesini seyreden AK partiyle Erdoğan Hükümetinin bu tavrını ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton ile ÇAK yapan Dışişleri Bakanı Davutoğluna bağlayan TC.Hasan Ağabey şaşkınlığını gizleyemeyerek Erdoğan hükümetine şu soruyu sordu " Süleyman Şahı tenzih ederek Orası Eşek ve Bulamaç Adalarımızdan daha mı büyüktür ki Yunan ilhakını seyreden Erdoğan hükümeti Süleyman Şah'ın mezarını kurtarmaya gitmiştir ? "

Biz doğrusu TC.HASAN Ağabey'in bu sorusuna pek cevap veremedik ama buraya reklamıda KOYDUK..


TIKLA REKLAMI GÖR

 

 

Casus Gazetesini Tıkla  

istiklal marsimiz ve bayrak


Share to Facebook Share to Twitter Share to Google width= Share to Blogger Share to Wordpress metinozkanvadisi rss