İHANETTEN BİN BETER! Ermeni Gaydasının ÖZÜR Sazı

HABERi TIKLA GOR








Baskın ORAN Ahmet iNSEL Ali BAYRAMOĞLU Cengiz AKTAR

 

Hem Türk değiller hem de Türkler adına özür diliyorlar!...


İŞTE Ermenici, SÖZDE Aydın iHANET çetesinin elebaşları (soldan sağa):
Baskın Oran,Ahmet iNSEL ,Ali Bayramoğlu, ve Cengiz Aktar.


Ermeniler'den ''özür dileme'' kampanyası...

Türk toplumu, son yıllarda sistematik bir şekilde psikolojik saldırılarla karşı karşıya bırakılıyor. Bu saldırıların siklet merkezi ise emperyalizm tarafından kuruluyor.
Kapsamlı bir planın ürünü ve Türk Milleti'nin milli bilincinin önce törpülenmesini, ardından da tamamen ortadan kaldırılmasını hedefliyor.

Özellikle AKP iktidarı ve ona bağlı görev yapan yandaş aydınlar, bu planın ideolojik-pratik uygulayıcıları oldular.

Kendilerini İkinci Cumhuriyetçi, liberal, 'solcu' gibi farklı şekillerde tanımlayarak yola çıkan bu kesimlerin ortak özelliği ise emperyalizmin ve AKP'nin sözünden çıkmamaları oldu.

Bu cephenin en ciddi kenetlendiği dönemse, Hrant Dink'in öldürülmesiyle yaratılan provokasyon ortamıydı.

Bu andan itibaren Türk Milleti'nin suçluluk psikolojisinin içine sürüklenmesinin ve manevi olarak teslim alınmasının hedeflendiği plan, bu ''aydınlar çetesi'' tarafından yürütüldü.

Geçtiğimiz hafta bu ekip; yeni bir saldırı cephesi açarak, Türk Milleti'nin varlığının karşısına dikildi.

Basında ''özür dileme'' kampanyası olarak bahsedilen bu saldırı; Ermenici aydın ekibinin yeni marifetiydi.

Kampanyanın içeriği; 1915'te olduğu iddia edilen sözde Ermeni soykırımı dolayısıyla Ermenilerden özür dilenmesiydi.

Kampanya metninin bayramdan hemen sonra internette imzaya açılacağı açıklanıyordu.

Sözkonusu metin ise şöyleydi:

''1915'te Osmanlı Ermenileri'nin maruz kaldığı ''Büyük Felaket''e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin acılarını paylaşıyor ve onlardan özür diliyorum.''

İlk bakışta son derece öznel ve kişisel ifadelerden oluşuyor gibi görünen metnin amacının bununla kısıtlı olmadığı anlaşılıyor.

Planın sonraki adımında kampanyanın, Türk Milleti'nin tümü adına bir özüre dönüştürülmek istendiği açık.

Böylece, Türklerin atalarının işlediği günahlardan utanacağı ve Ermenilere karşı en azından bugün telafi edici hareketlerde bulunacağı hesaplanıyor! Bunun anlamı da, Ermenilerin tüm taleplerinin kabulü ve tarihin Ermeniler lehine çarpıtılması olacak.

Aslında kampanyayı tetikleyen isimlere biraz daha yakından baktığımızda bunun nasıl güdümlü bir provokasyon olduğu daha rahat anlaşılabiliyor. Ahmet İnsel gibi bir liberal 'solcu' ve Ali Bayramoğlu gibi AKP'ye yakın bir isim, beraberce kampanyanın sözcülüğünü yürütüyor.

Bunun dışında; tüm Ermenici çıkışların baş aktörü Baskın Oran ve Sorosçu Bilgi Üniversitesi'nin öğretim üyesi Cengiz Aktar'ın işin başında olması, hiç de tesadüf gibi görünmüyor.

AKP'den ÖDP'ye tüm Amerikancı kesimlerin ve Soros'un da işin içinde olduğu bir geniş programın son perdesini izliyoruz aslında.

ABD emredecek, AKP destek verecek, ÖDP'liler ''halkların kardeşliği'' adına Ermeni kardeşlerine sarılacak ve geriye bir tek ''katliamcı Türk'' sanık sandalyesinde kalacaktır.

Her şeyden önce bunun, AKP'nin Türk karşıtı dış politikasının bir parçası olduğunu görmeliyiz...

 

Gül'ün Ermenistan gezisinden bugüne...

AKP'nin iktidara geldiği günden beri dış politika adına ne yaptığını bir düşünelim.

Aslında bunun tam anlamıyla Türk devletinin 80 yıllık birikiminin ve değişmezlerinin alt üst edilmesi olduğu açıktır.

AKP, Cumhuriyet'in bir politikasıyla daha hesaplaşmaktadır.

Bu durum, ilk başta Kıbrıs'ta ortaya çıkmıştı ve ardından Kürt devleti-Kuzey Irak meselesiyle devam etmişti.

Diğer taraftan; Ermeni meselesinde de AKP'nin vereceği zarar, daha ilk zamanlardan beri ortadaydı.

''Hepimiz Ermeniyiz'' yürüyüşleri düzenlenirken AKP, buna karşı çıkanları suçluyordu.

Ancak AKP'liler; esas Ermeni yanlısı adımları atmaya daha sonra, ikinci kez iktidara gelişleri ve Abdullah Gül'ü Cumhurbaşkanı seçtirmeleriyle beraber başladılar.

Türkiye'nin Ermenistan'la sorunları, Ermenistan'ın kuruluşundan daha öncesine kadar geriye götürülebilir.

Ermenistan'ın, Türkiye ve Azerbaycan'dan toprak talepleri ile kendi topraklarında uyguladığı etnik temizlik bu işin sadece bir boyutudur.

1992 yılına gelindiğinde SSCB'nin dağılmasıyla beraber Ermenistan, Azerbaycan'a saldırdı ve bu ülkenin üçte birini işgal etti.

Şu anda da bu işgal devam ediyor.

Bu durumun ortaya çıkışı dolayısıyla da Türkiye'nin, Ermenistan'la herhangi bir diplomatik ilişkisi bulunmuyordu.

Bunun yanısıra Türkiye Ermenistan'la sınırlarını açmıyor ve bu yayılmacı, faşist devlete karşı bir tecrit politikası izliyordu.

Bu tecritte açılan ilk gedik, bilindiği gibi bizzat Abdullah Gül'ün eseri oldu. Gül'ün maç izleme bahanesiyle Ermenistan'a gitmesi, Türk devletinin yıllardır uyguladığı temel Ermenistan politikasının bir kalemde, fiilen geçersiz kılınması anlamına gelmişti.

Böylece Ermenistan'ın toprak talepleri de, sürdürdüğü işgal de meşruiyet kazanmış oluyordu.

AKP'nin ilk eseri bu oldu.

Ardından AKP'nin Dışişleri Bakanı Ali Babacan'ın inisiyatifinde Ermeni bakanıyla görüşülmesi ve Azerbaycan'ın da Ermenilerle masaya oturtulması işin ikinci adımı oldu.

Böylelikle Azerbaycan da ABD'ye yanaşmak adına Ermenilerin işgalini kabullenmiş oldu.

Bunda Rusya'nın Gürcistan saldırısıyla beraber yeniden Kafkasya'da güç göstermesinin de etkisi olmuştu.

Ancak kazanan Ermenistan'dan başkası olmadı.

Böylelikle AKP'nin tüm cephelerde uyguladığı Türk karşıtı politika, Kafkaslar'da da bu sonuçlara ulaştı.
Güçlenen ve isteklerini, yarattığı fiili durumu kabul ettiren bir Ermenistan ile zayıflayan Türkiye AKP'nin eseri oldu.

Bugün başlatılan 'özür' kampanyasının, bu politikanın bir devamı olduğu açık.
Bu organik bağı, kampanyacılardan Baskın Oran bizzat kendisi de dile getiriyor:

''Özür dilerim sözünden de anlaşılabileceği gibi bizler tamamen vicdanlardaki kişisel huzursuzluğu dile getirdik. Bu özür dilemeyle birlikte Ermeni dış politikasına dair yürütülen normalleşme çalışmalarının birleşeceği umudunu taşıyoruz.''

Yani, oyunu açık oynuyorlar.
AKP politikada vuruyor, militan Ermeniciler de ona böyle destek oluyor.

Ermeni Planini TIKLA OKU..
Sosyal Manyaklar Kimden Ozur Diliyor TIKLA

SÜPRiZ DEĞiL !..SATILMIŞLAR...

Türkiye’de, Ermenilerden özür dileme kampanyası yürüten kişilerin, AB’nin talimatıyla bu adımı attığı ortaya çıktı. Türkiye’deki kaynakların verdiği bilgiye göre, kampanyanın yürütülmesi için AB, söz konusu kişilere büyük miktarda para vermiş.

Kampanyanın başlıca girişimcileri olan Helsinki Yurttaşlar Derneği kurucu üyelerinden Ahmet İnsel, Halil Berktay, Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi Murat Belge, Şerafettin Elçi, M.Ali Birand ve yazar Adalet Ağaoğlu’na 107 bin 414’er Euro, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğinden Prof. İbrahim Kabaoğlu’na 193 bin 548, gazeteci Mine Kırıkkanat’a 70 bin, Liberal Düşünce Derneğinden prof. Atilla Yayla’ya 449 bin 620, ünlü komünist Ertuğrul Kürkçü’ye 809 bin 414, Mazlumder Derneğine 81 bin 735, Ermenice yayımlanan Agos Gazetesi Genel yayın yönetmeni Etyen Mahçupyan’a ise 1 milyon 32 bin 921 Euro verilmiş.

Adı geçen kişiler, aldıkları paranın karşılığında Internette “Ermenilerden özür Diliyoruz” kampanyası yürütüyor ve bu kampanyaya daha çok kişinin katılmasını sağlıyor.

Özürcüler Euro’yu Nasıl Hak Etti?

“Ermeni kardeşlerimden kendi hesabıma özür dilemek için, kampanya beklemedim. Bir değil, onlarca yazımda bu toprakların bizden önceki sahipleri onlardan kanlı bir tarihin özrünü çoktan diledim, dilerim, her zaman...” ( Mine Kırıkkanat- Vatan- 17.12.2009)

Bu satırların bedeli 70 bin Euro..

Özürcülerin başrol oyuncusu Ahmet İnsel 16.11.2008’de Radikal’de “Özür dilemek artık bir zorunluluk” başlıklı yazısını kaleme almış. Demiş ki:

“Milli devletin varoluşunda, yok olmalarının önemli bir payı olanlardan bugün devletin bir özür dilemesi boynunun borcudur. Bu topraklarda yaşamaya devam eden bizlerin Ermenilerden özür dilememiz insanlık borcumuzdur.”

Bu satırlara karşılık 107 bin 414 Euro almış.

Taraf gazetesindeki satırları ile Etyen Mahçupyan ekibin en pahalısı. 1 milyon 32 bin 921 Euro almış.

“Her kesimden insanı bir araya getiren ‘özür bildirisi’ devlet cenahında bariz bir rahatsızlığa yol açtı. Oysa neredeyse bütün dünyanın genel terimlerle üzerinde hemfikir olduğu bir tarihsel süreçle ilgili olarak, Türkiyeli insanların da küçümsenmeyecek bir bölümünün benzer kanaatleri taşıması doğal.” ( Toplum Elden Kaçınca- 28.12.2008)

Taraf gazetesinde yazmaya başladığında Murat Belge, bedava bir şey yapmaz denmişti. 21.12.2008 tarihli “Genel Kurmay Özür Dilemez” başlıklı yazısının değeri 107 nin 414 EU

“Feryat ediyor, diyor, “Ey Türkler!” Beni bu yükten kurtarın ne olur! Ben de artık normal insan olayım!” kendime göre biraz da rötuşladığım bu çığlık karşısında, gırtlağım boğum boğum düğümleniyor. Kimsin sen, Arşaluz, Armine, Lusin, Anahit, Vartan ya da Sarkis, sen benim insan kardeşim. Bu olandan, bu yapılandan tahmin edemeyeceğin kadar üzgünüm. Gel bunu beraber konuşalım beraber atlatalım. Bunun tek yolu, birbirimizi anlamak ve sevmektir.”

Aldıkları Euro ile fikir beyan edenler, bundan böyle ne yapacak? Utanmazca yazmaya, konuşmaya devam edecekler mi?

Neval Kavcar

 



Tasarim & Grafik:İMECE, TURKIYE
Bu siteyi en iyi IE4.0 ve uzeri browser, 1024x768 ekran genisligi ve yuksek renk modunda izleyebiliriniz.
Her hakki MİLLETİMİZDE saklidir.