ERGENEKON DENEN DALGA...



BASKIN SIRASINDA AYAKKABILARA ZOOM YAPINCA


İÇİNDEN FBI ÇIKTI !.




 

ANKARA - Ergenekon soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, Ankara’da 7 kişi hakkında “yakalama, arama ve inceleme” kararı verdi.

Buna göre, sabah erken saatlerde harekete geçen Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ekipleri, Prof. Dr. Yalçın Küçük, eski Özel Harekat Dairesi Başkan Vekili İbrahim Şahin, eski YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz, eski Genelkurmay Adli Müşaviri emekli Tümgeneral Erdal Şenel ile Engin Aydın ve Erdal Şahin’ın evlerinde, 28 Şubat sürecinde 3. Ordu Komutanlığı yapan eski MGK Genel Sekreteri emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın ise general lojmanlarındaki ikametinde arama yaptı.
Eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz gözaltına alınırken.

Aramalar sırasında evlerde bulunan bilgisayarların içerisindeki dosyaların yedeklerinin alındığı da belirtildi.

Yedi kişinin emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından İstanbul’a gönderileceği öğrenildi.

KANADOĞLU’NUN EVİNDE ARAMA
Ankara’da Polis ekipleri, Yargıtay Onursal Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu’nun evinde arama yapıyorlar.

Ayrıca Kanadoğlu’nun Balıkesir’in Ayvalık ilçesindeki iki evinde de arama yapıldığı öğrenildi.

“DİKTATÖRYA”
Bu arada, Prof. Dr. Yalçın Küçük, Ankara Emniyet Müdürlüğü’ne getirilişi sırasında “Neden gözaltına alındınız?” sorusuna “Diktatörya” cevabını verdi.
Kimler gözaltında?

EMEKLİ ORGENERAL YAVUZ DA GÖZALTINDA
Soruşturma kapsamında emekli Orgeneral Kemal Yavuz, İstanbul’da gözaltına alındı. Yavuz, 1992-1994 yıllarında Harp Akademileri Komutanlığı görevinde bulundu.

Sabah saatlerinde emekli Kurmay Albay İlyas Çınar’ın evine gelen polisler, yaklaşık 2,5 saat inceleme ve arama yaptı.

Gölcük Donanma Komutanlığı’nda görev yaptığı belirtilen emekli Kurmay Albay İlyas Çınar gözaltına alındı.

İZMİR
Soruşturma kapsamında İzmir’de emniyet amiri ile denizci bir yüzbaşı gözaltına alındı.

SİVAS
Sivas’ta da 9 kişinin gözaltına alındı. Bu kişilerle birlikte 2 adet el bombası, 1 adet “kalem silah”, çok sayıda ruhsatsız av tüfeği, kesici aletler, 36 adet mermi ve bol miktarda dijital materyal ele geçirildiği belirtildi.

40’A YAKIN GÖZALTI
6 ilde eş zamanlı gerçekleştirilen Ergenekon soruşturmasının son dalgasında, gözaltına alınanların sayısının 38 olduğu belirtildi.

DALAN’IN EĞİTİM KURUMLARINDA ARAMA
Soruşturmanın İstanbul ayağı kapsamında Bedrettin Dalan’ın sahibi olduğu Yeditepe Üniversitesi ve İstek Vakfı’nda da arama yapılıyor.

Beddrettin Dalan’ın ABD’de olduğu öğrenildi.

DALGA GEÇMEYİN YADA BIRAKIN ŞU DALGAYI !

TURK BAYRAGINI ELiNiZE ALMAYIN " TURK'um VATANIMI SEViYORUM" DEGiL!." BOLUYORUM" DEYiN !..ODA YETMEZ BiR BELEDiYE BASKANI MUSVEDTESiNiN DEDiGi GiBi "TRT ŞEŞ'LE KULTURUMUZU KABUL ETTiLER TOPRAKLARIMIZIDA KABUL EDECEKLER" DEYiN !.. DEYiN' Ki ELiNiZi KOLUNUZU SALLAYA SALLAYA GEZiN...

 

Yada TIKLAYIP SiZDE Nerede GEZDiGiNiZi BOYLE ACIKLAYIN!..sakin TURKiYEM Demeyin

Ülkemizde, bugün, 7 Ocak 2009 günü, televizyon ekranları, Avro-Amerikan dinci karşı-devrimin son perdesini aktarıyor.

Ülkemizin düşünür ve yazarları, sivil-asker yöneticileri, telefon ve bilgisayarlarından sonra evlerindeki kitaplarla not kağıtları silah sayılıp tutsak ediliyor. Tutsak edilenlerin neyle suçlandığını gösterecek iddianameler ortada yokken, hükümet her sıkışma anında bir grup aydını daha evlerinden topluyor.

Ortadaki davanın bir hukuk davası olmadığı ortaya çıkmıştır. Siyasal iktidar hukuku siyasal bir araç haline getirmiş ve hukuk sistemini kurduğu büyük gözaltı ağına araç kılarak adalet mekanizmasına olan güvenimizi ortadan kaldırmıştır. Hükümet, hukuk düzenini kendi elinde bir siyasal silaha çevirerek suç işlemiştir. Bugünkü baskınlar, bu suçu işlemeyi sürdüreceğini göstermektedir.

Ergenekon Davası'nın bir çete-mafya davası olmadığı da açığa çıkmıştır. Bu davaya Türk tarihinin en önemli destanının adının koyulmasından da bellidir; bu dava ulusal bağımsız varlığımıza karşı yürütülen bir siyasal harekattır. Ortadaki harekat, Türkiye'nin ulusal ve bağımsız varlığını ortadan kaldırma amaçlı bir karşı-devrimdir. Ülkemizde bu silah kullanılırken, aynı anda, ulusal değil "çok-uluslu", laik değil "çok-cemaatli", bağımsız değil "Avro-Amerikan taşeronu" başka bir yapı yaratılmaya çalışılması rastlantı değildir. Fabrikalarımızda, bankalarımızda, haberleşme sistemimizdeki yabancılaşma, hem doğrudan hem bankalar üzerinden mülkiyeti yabancılara devredilen topraklarımız, azınlıkçılık ve cemaatçilik yararına teşvik edilen yerelleşme, merkezi ve bölge ajansları kurumlaşması, vakıflaşma yasaları, bu yapıyı yaratmanın adımlarıdır.

AB-D destekli sözde reformlarda şimdi gelinen aşama, içyüzü hiçbir örtüyle -ne inanç, ne particilik, ne hemşericilik- örtülemeyecek, hiçbir yurttaşımız tarafından kabul edilemeyecek kadar ortada olan adımlar atılmasını gerektirmektedir. Aydın avı işte bu yüzden başlatılmıştır, bu yüzden yaygınlaştırılmaktadır. Tüm bireysel hak ve özgürlükler ihlal edilerek uygulamaya koyulmuş telefon, bilgisayar, ev-işyeri dinleme-izleme ağı, bu planı yürütebilmek için kurulmuştur. Ev basmalar, gözaltına almalar, tutsak etmeler, tehditler, bu gidişe karşı çıkan aydınları sindirme, susturma, yok etme operasyonundan ibarettir. Ülkemizi büyük bir gözaltı avlusuna dönüştürmüş olan bu uygulamalar, hukuk devletine değil Avro-Amerikan demokrasi diktatörlüğüne aittir.

Yürüyen karşı-devrimci darbeyi görüyor ve lanetliyorum.

Konu, yargı ve hukukla değil, siyasal iktidarın siyasetiyle ilgilidir. Sorun, siyasal ktidarın muhalefeti bastırma ve susturma sorunudur.

Bu baskıların ulusal bağımsızlık, toplumsal eşitlik, laik cumhuriyet için mücadele edenleri yıldırmak bir yana daha da kararlı kılacağını biliyor ve aydın sorumluluğum gereğince duyuruyorum.

Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER
7 Ocak 2009

 

 

Hurşit PAŞA'nın CANINA Kasteden KİN!

Diyarbakır Belediye Başkanı'nın "Bu toprakların adını da kabul edecekler" diye demeç verdiği bir ortamda size kahraman bir Türk generalinin verdiği ölüm kalım savaşını anlatacağım.
06 Ocak 2009 Salı

Devlet Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT)'de "Kürtçe Kanal"ın yayına başladığı ve Diyarbakır Belediye Başkanı'nın "Bu toprakların adını da kabul edecekler" diye demeç verdiği bir ortamda size kahraman bir Türk generalinin verdiği ölüm kalım savaşını anlatacağım.

"Ergenekon" tutuklusu, emekli Orgeneral Hurşit Tolon, bir süredir önemli sağlık sorunları yaşıyor. On beş kilo veren ve ciddi tansiyon problemi yaşayan Tolon'a Adli Tıp Kurumu geçtiğimiz günlerde tam teşekküllü bir hastanede 3 ay tedavi görmesi gerektiğine ilişkin rapor verdi.

Hasta haklarını düzenleyen evrensel ilkeler ve cezaevi yönetmeliği, hastaya istediği hastanede tedavi görme ve istediği hekimi seçme hakkı tanıyordu. Tolon da bu hakkını kullamak istedi ve Silivri F Tipi Cezaevi Müdürlüğü'ne GATA'da tedavi görmek istediğini bildirdi. Talep kabul edildi; GATA ile temas kuruldu; gerekli hazırlıklar yapıldı ve GATA'da Hurşit Tolon için iki odadan oluşan özel bir bölme hazırlandı.

31 Aralık 2008 Çarşamba günü Tolon Paşa'ya GATA'ya nakledileceği bildirildi. Paşa, bir kez daha ince düşünceli ve nazik kişiliğinin tuzağına düştü ve cezaevi yönetimine, "Yılbaşı telâşesi içinde kimseyi rahatsız etmek istemem, naklim yılbaşı sonrasına kalsın, ben de bu arada eşyalarımı toplayıp hazırlık yaparım" dedi. Tolon'un bu isteği de kabul edildi, naklin 5 Ocak Pazartesi günü yapılması kararlaştırıldı.

Ancak, beklenmedik bir şey oldu; Ankara harekete geçti.

Adalet Bakanlığı Müsteşarı Ahmet Kahraman cezaevi müdürünü bizzat aradı ve Tolon'un GATA'ya gönderilmesi halinde cezaevi yöneticileri hakkında soruşturma başlatılacağını bildirdi. Kahraman, "Tolon'u jandarmaya teslim etmeyeceksiniz" diye sıkı da bir emir verdi.

Cezaevi yönetiminin eli kolu bağlandı, hastaneye nakledilmeyi bekleyen Tolon ve avukatlarına durum bildirildi. Tutuklunun GATA'ya naklinden vazgeçilmişti!

Bu kez Sağlık Bakanı Recep Akdağ telefona sarıldı. Bakan, "Tam teşekküllü bir hastanede 3 ay tedavi görmesi gerekir" raporunu veren Adli Tıp Kurumu Başkanı'nı arayıp son derece ağır tehdit ve hakaretlerde bulundu. "Kellelerinin koparılacağını" işiten kurum yetkilileri telaşa düşürüldü, alelacele raporu değiştirme hazırlıklarına girişildi.

"Sağlık Bakanlığı" koltuğunda oturan bir kişinin bir insanın sağlığı söz konusuyken nasıl bu kadar kindar ve acımasız olabildiği üzerinde gerekiyor. Bakan'ın bu inanılmaz tavrından sonra akla ister istemez bir sabah koğuşunda merdivenlerden düşerek felç olan ve şu anda yarı bitkisel hayat yaşayan Şener Eruygur'un durumu geliyor…

Hurşit Tolon'un avukatları şimdi ilgili yerlere itiraz dilekçesi yağdırıyor ama nafile… Birilerinin 85 yıllık kini, bir insanın yaşam hakkını göz göre göre ortadan kaldırılıyor.

Vatan hainliğinin en yüce değer haline geldiği bu Türk yurdunda, ömrünü Türklüğe adamış bir askerimize reva gördüğümüz davranış budur..

Tüm insanlık, Türk milleti ve tutuklanmasından bir ay sonra Tolon'a "geçmiş olsun" ziyareti için bir subay görevlendiren Genelkurmay yetkililerine duyurulur

Fatma Sibel YÜKSEK

 

SiZDEN BiZE NELER YAZiLDi....

murat kayadelen <headedman@gmail.com>


ayrıntıları gizle 18:28


Yanıtla


Ermeni çetecilerin yaptığı vahşeti durdurduğu ve dahasına izin vermediği için asılarak idam edilen Boğazlıyan Kaymakamı Kemal bey'i hatırlayın arkadaşlar. O zamanki yönetici sıfatına bürünmüş hainler tıpkı şimdi olduğu gibi batılı O..... Çocuğu efendileri! istedi diye yargılayarak suçlu buldular ve devletin eliyle astılar.

Peki içinde bulunduğumuz durumun farkını bana kim izah edecek. Devletin generallari yargılanıyor ve terörist başı puş, O.... Çocuğu klimalı odasından avukatları aracılığıyla demeçler veriyor. İşin bir diğer garip yanı ise bu ve diğer o. çocukları hala TC vatandaşı, içişleri ve adalet! bakanlarını dinleyin ihanet gibi gafleti o zaman anlıyacaksınız.

Biz Türkler hain! ve gerizekalı bir milletiz. Tarih boyunca kurduğumuz tüm devletleri dış destekli o.... çocuklarının eliyle içeriden kendimiz yıkmışız. Bunu yapanların milliyetinin, ırkının bir önemi yok çünkü hain haindir. Hangi milliyete ve inanca sahip olursa olsun fark etmez bizlere düşen bunlara fırsat vermemektir.

Zaman artık beklenecek bir zaman değil adamlar kürdistan kurulmuştur artık ilanı kalmıştır diyor, devletin ne yaptığını bilen varmı acaba, sahte gündemlerle toplum uyutuluyor ve zaman kazanılıyor.

07 Ocak 2009 Çarşamba 13:40 tarihinde Allahı, allahla aldatanlardan sakının.. <edibe.yazar@gmail.com> yazdı:

 

---------- Yönlendirilmiş ileti ----------
Kimden: hidayet cimen hidayet.cimen@cimter.com


Osman denen kürtçü, yani Türkiye Cumhuriyeti vatan haini, bangır bangır bağırıyor, kürdistan Diyarbakırı kaybetmeyecek diyor... Zafer kazanmış .....!!!?!?!?

Diğer taraftan, bu gibi vatan hainlerine karşı yıllarca mucadele vermiş bir Türk Generali hapiste ve nelere maruz kalıyor okuyunuz.

PKK ZAFERI KAZANIYOR, BİZ BOK YEMİŞ HİNDİLER GİBİ OTURUYORUZ. ZAFER PKK NIN.

Mustafa Kemal ATATURK ve tüm ŞEHİTLERİMİZ bizi affetsin...

BEN ORDUMUZU İHTİLALE DAVET EDİYORUM, SULKUM SACAK OTURMASIN ORADA.

BENI ERGENAKONDAN İÇERİ ATIN, BEN İHTİLAL İSTİYORUM, DEVRİM İSTİYORUM...

ŞANLI TÜRKİYE CUMHURİYETİ ORDUMUZU, CUMHURİYETİMİZİN BAŞINA DAVET EDİYORUM...

Ülkede bu kadar sorun varken, ülke elden giderken, biz arapların derdine düşmüşüz.

YUH bize, YUH BASINımıza.

Hidayet Çimen

 

 

 

 

HUKUK'UN GUGUK EDiLDiGi BELGELENDi

Prof.Yalcin Kucukten sonra Ergenekon Sanigi diye Tutuklanan Pasalarimizdan Hursit TOLONDA DELiL Yetersizliginden SERBEST KALDI...

Ergenekon sanığı Tolon'a tahliye, sağlık nedeninden değil, dosyada yapılan incelemeyle çıktı. 'Gizli belgenin' yıllardır basın ve internette yer aldığının ortaya çıkması tahliyeyi sağladı..Simdi Hursit TOLON Pasanin iceride tutuklu kaldigi 7 ayin hesabini kim verecek?..Akillara gelen diger bir soruda sahtekar Tuncay GUNEY'iN ifadeleriyle olusturulan Ergenekon adininda kirletildigi curuk iddianameden serbest kalanlar Avrupa insan haklari mahkemesine basvururlarsa ne olacak!:. Bu hukuk SIKANDALINI yaratanlar sorumlu olmayacaklar midir? Onune geleni ve TURK BAYRAGINI eline alanlari bir sahtekarin beyanlarini esas kabul ederek hareket edenler PKK bayraklarini yurdun dort bir yaninda sallayanlara DEMOKRATiK haklari diye mudahalede bulunmazken hazirladiklari bu iddianamelerin hesabini vermeyeceklermidir?


Ergenekon soruşturması kapsamında 7 aydır tutuklu bulunan emekli orgeneral Hurşit Tolon'un tahliye gerekçesinin 'delil yetersizliği' olduğu ortaya çıktı. Tahliye kararında; "2001'den beri basında ve 2006'dan itibaren internet sitelerinde yeralan 29 Ekim 1999 tarihli Ergenekon Yeniden Yapılanma Belgesi'nin, tek başına suç örgütüne üye ve örgüt yöneticisi olduğuna dair delil niteliği taşımadığı" yer aldı. Tolon'un avukatları İlkay Sezer ve Dilek Helvacıoğlu, 3 Ocak'ta Beşiktaş'taki İstanbul Adliyesi'ne tutukluluğa itiraz dilekçesi vermişlerdi. Dilekçede Tolga Tolon'un evinin, babası Hurşit Tolon'a ait gibi gösterildiği, ev sahibinin evde bulunmadığı sırada arama yapıldığı, bu sırada evde Ergenekon belgesi denilen CD'nin bulunduğunun iddia edildiği belirtildi. Dilekçede, bu CD'nin eve konulduğu da ileri sürüldü. Dilekçede, CD'nin içeriğinin 2001'den bu yana basında yer aldığı, MİT'in Ergenekon davasının görüldüğü 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda da belgenin 12 Temmuz 2006'dan itibaren internet sitelerinde yer aldığının bildirdiğini, bu nedenle gizli bir örgüt belgesi niteliği taşımadığı ifade edildi. Dilekçede, Tolon'un telefon görüşmelerinde suç unsurunun bulunmadığı, katıldığı toplantıların sivil toplum örgütlerine ait olduğu, herhangi bir yasadışı oluşumla ilişkisi bulunmadığı belirtildi, tahliye istendi. Dilekçeyi inceleyen İstanbul Nöbetçi 12. Ceza Mahkemesi; dava savcılarının tutukluluğun devamı görüşüne rağmen tahliye kararı verdi. Tahliye gerekçesinde şöyle denildi: "Evinde bulunduğu iddia edilen '29 sayfadan oluşan fotokopi halindeki Ergenekon yapılanmasının bölümlerini içeren kitap fotokopisinin, 2001'de basında yayımlandığını, MİT tarafından da Ergenekon davasının görüldüğü 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne 12 Temmuz 2006'dan beri internet sitelerinde yer aldığı bilgisinin ulaştırıldığı, bu nedenle söz konusu belgenin tek başına suç örgütüne üye veya yöneticisi olduğununa dair bir delil niteliğinde bulunmadığıı, telefon görüşmelerinin de örgütle bağını gösterecek nitelikte unsurlar içermediği, örgütün işlediği iddia edilen eylemlerle bir bağının kurulamadığı..." Kararda 'Örgüt üyesi ve yöneticisi olduğuna dair kuvvetli delil, kaçma şüphesi ve delilleri karartma şüphesinin bulunmadığı' ifadesi de yer aldı ve Tolon hakkında yurtdışına çıkış yasağı konuldu

Tıkla Gözat

Tuncay GUNEY Kimdir ?
Curuk iDDiANAME !........

 


Tasarim & Grafik: İMECE, 2007, TURKIYE
Bu siteyi en iyi IE4.0 ve uzeri browser, 800x600 ekran genisligi ve yuksek renk modunda izleyebiliriniz.
Her hakki MİLLETİMİZDE saklidir.