-"ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE"-


"YALANCILARDAN MÜSLÜMANDA BAŞBAKANDA OLMAZ"

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Amerika ziyaretiniz sırasında Fethullah Gülen ile görüşecek misiniz” sorusuna, “Gündemimizde böyle bir konu yok” cevabını verdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ABD’ye hareketi öncesinde Atatürk Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Kılıçdaroğlu, “Amerika ziyaretiniz sırasında Fethullah Gülen ile görüşecek misiniz” sorusuna, “Gündemimizde böyle bir konu yok” diyerek yanıt verdi.

Kılıçdaroğlu, bir gazetede yayınlanan MGK belgeleri ile ilgili olarak ise, “Otaya çıkan belge AKP’nin ikili oynadığını gösteren bir belgedir. 2004 yılında MGK bir karar alıyor. Oturup oy birliği ile kararlar imzalanıyor. Olay kamuoyuna yansıdıktan sonra ilk tepkiler yine AKP çevrelerinden geldi. ‘O günün şartları zordu, mecburen imzaladık. İmzaladık ama gereğini yapmadık’ Birisi de çıkıp ‘imzaladım ama neyi imzaladığımı bilmiyorum’ da diyebilir. İşin gerçeği şu sayın Erdoğan’ın bu konuda konuşmasını bekliyorum.

O belgeye hangi gerekçe ile imza attı. Okuyarak mı okumadan mı imza attı. Sayın Erdoğan bizim genel başkan yardımcımızın sorularına bile yanıt verirken bu kadar önemli bir konuda konuşmaması suçluluğunun kanıtıdır. Kendisini suçlu görüyor. Çünkü toplum AKP hükümetinin ikili oynadığını gördü” dedi.

ERDOĞAN’A AĞIR SUÇLAMA

Başbakan Erdoğan’ı çevresindekilere ihanet etmekle suçlayan Kılıçdaroğlu, “İhanet kültüründen geliyor. Kaddafi’ye ihanet etti, arkadan bıçakladı.

Esad’a ‘kardeşim’ diyordu ihanet etti. Şimdi silah gönderiyor insanlar birbirini öldürsün diye. Erbakan’a ihanet etti. Erbakan’ı acımasızca eleştirdiler ‘niye o kararlara imza attın’ diye. Bir baktık ki bunlar Erbakan’dan daha kötüler.

Erbakan hiç değilse doğruları inandığı şeyleri söylerdi. İhanet kültüründen gelenler önce kendi arkadaşlarına sona ülkelerine ihanet ederler. Bu kültür ağır bir kültür bizim hazmedebileceğimiz bir kültür değil. Gereğini yapmadık dediler. Bugün gazetelerde MGK kararlarının gereğinin yapıldığı da ortaya çıktı. Pek çok kuruluşa ‘alınan kararların gereğini yapın’ diye yazının gittiğini de görüyoruz.

Asıl merakım Recep Tayyip Erdoğan bu konularda ne söyleyecek. Dik duruyordu şimdi niye dik durmadın arkadaş. ‘Biz bu yazıların altına imza atmayız’ Niye bu imzaları attın arkadaş. Efelenerek yürüyordu. ‘Küçük dağları ben yarattım’ diyordu. O günün koşulları böyleydi diyorlar.

Hangi koşullardan bahsediyorsun tek başına iktidarsın. MGK sivilleşmiş. Sivil bir genel sekreter var. Bugün hala o kararların gereğini yerine getirmek için çalışıyor. İki yüzlü bir siyasetle karşı karşıyayız. Yalancıdan başbakan olmaz. Ortaya çıkan tablo bu gerçeği ortaya koyuyor” diye konuştu.


"HÜKÜMET VE CEMAAT ARASINDA..."


Hükümet ile Fethullah Gülen cemaati arasında gerginlik olduğu yönündeki haberleri de değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Hükümet ile cemaat arasında bir çatışma var mı yok mu, boyutları nedir bu konular önümüzdeki günlerde daha somut olarak ortaya çıkacak. Biz Erdoğan’dan öncelikli bir açıklama bekliyoruz. Yapmıyor çünkü yapacağı her açıklamanın yalanlanacağını biliyor. Üstelik belge ile yalanlanacağını biliyor. O nedenle konuşmamayı tercih ediyor” şeklinde konuştu.

DERSHANE ELEŞTİRİSİ

Kılıçdaroğlu dershanelerin kapatılması konusundaki tasarıya ilişkin bir soru üzerine ise şunları söyledi;
“Önce yasa tasarısını görmemiz lazım. Belki eğitim sistemini yeniden düzenlerler, hiç dershanelere gerek kalmaz. Biz buna destek veririz. Ama ‘dershaneleri yasaklayacağız’ diye getirirlerse bunu doğru bulmayız.

100 bin kişi ekmek yiyor ne olacak bu insanlar. 100 bin kişiyi işe mi alacaklar. İşe aldığın zaman atama bekleyen öğretmenler var onların sorularına muhatap olacaklar. Biz bu süreci tasarı gelmeden önce önyargı ile değerlendirmek istemiyoruz. Tasarı gelir bakarız belki destek veririz belki vermeyiz.

Hiçbir anne baba gönüllü olarak çocuğunu göndermiyor. Mecburen gönderiyor. Üniversite sınavını kazanmak için başka bir seçenek yok. İzlenen eğitim politikaları böyle bir zorunluluğu ortaya çıkarmış durumda. Siz eğitim sistemini tümü ile değiştirirsiniz, sınav sistemini kaldırırsanız sorun da kendiliğinden çözülmüş olur zaten.”

ERGENEKON DAVASI

Kılıçdaroğlu, Ergenekon davası ile ilgili bir soru üzerine ise, “Ergenekon davası, balyoz davası çökmüştür arkadaşlar. Eğer orada yargılananlar bugün hapiste olanlar o belgelere dayanarak yapıldıysa o zaman bu belgeye dayanarak da başta Erdoğan olmak üzere hepsinin içeride olması lazım” yanıtını verdi.


SON FETOKULLİYİ -ROJ HACKER- GURUBU DEŞİFRE ETTİ..
CIA-RGENEKON'UN MiMARI Tuncay Güney Kimdir?
CIA-RGENEKON RAPORU
BELGENiN ÖZÜ ZEKERİYA!
DAHA NELER?.. Duyamadiginiz Gercekler!

Casus Gazetesini Tıkla



AHMET HAKAN'DAN
"AKP'YE BADEM ÖYLE GEL BÖYLE YAZISI"

BU YAZI DAHA ÇOK KONUŞULUR


MGK'da alınan Cemaati bitirme planına AK Parti hükümetinin imza atması Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan'ın da diline düştü.

Hükümet üyeleri "imzaladık ama yok saydık" fikrini savunurken Ahmet Hakan'da Balyoz ve Ergenekon'u hatırlatarak terleten sorular sıralamış.

İŞTE YAZIDAN BÖLÜMLER;

"Soruyoruz, “Neden imzaladınız?” diye...
Başlıyorlar anlatmaya:

İmzaladık... Çünkü o zaman devir çok kötüydü, askerler her şeye hâkimdi, bir atmosfer vardı, o atmosferde imzalamak durumunda kaldık, imzaladık ama hiçbirini uygulamaya sokmadık, olay sadece imzada, yani teşebbüste kaldı, fiiliyata dökülmedi...
*

Ben de diyorum ki:
-O zaman Dursun Çiçek’in günahı neydi? Adamın attığı imzanın kuru mu, ıslak mı olduğunu günlerce tartıştınız... Belki o da mecbur kalıp imzalamıştı... Belki o da gönülsüzdü...

-O zaman plan seminerlerine katılan herkes, rütbesi falan dikkate alınmadan neden içeri tıkıldı? Belki onlar da oluşan atmosfer nedeniyle seminere katılmak durumunda kaldılar? Siz gücünüz olduğu halde MGK’da direnemezken Türk Silahlı Kuvvetleri’nin tüm personelinden nasıl oluyor da “direnç” bekleniyor?

-O zaman neden “Teşebbüs de suçtur” dedik ki? O adamlar da sadece “teşebbüs” etmişlerdi, işi fiiliyata dökmemişlerdi.

-O zaman neden askeri vesayet döneminde sesini çıkarmayanları aşağılıyorsunuz? Siz hükümet olduğunuz halde MGK’da direnemeyip imzayı çakarken başkalarından nasıl bir direnç bekliyorsunuz?

-O zaman neden “Erbakan Hoca imzaları çaktı, direnmedi”diyerek Hoca’dan ayrıldınız? Siz tek başınıza hükümet olabilecek gücü elde ettiğiniz halde direnemeyip imzayı çakıyorsunuz, Erbakan Hoca yüzde 21 ile zar zor tutunabildiği iktidarla mı direnişe geçecekti?


DÜZMECE tanık REZALETİ
Yazıya KONU OLAN BELGELER ICIN TIKLAYIN





Gülen, bugün AK Parti hükümetinin dershaneleri kapatma kararının arkasında 2004'te alınan MGK kararlarının delil olduğunu iddia ederek, ''Şimdi denen, edilen şeylerle şahsen benim kolum, kanadım kırıldığı gibi, dilime de bir kilit vuruldu'' dedi.

herkul.org sitesinde yayımlanan konuşmasında Gülen, şu ifadeleri kullandı:

SİNEYE ÇEKTİĞİMİZ ŞEYLER VAR

''Sineye çektiğimiz, ama zatında hazmedilemeyen şeyler var. Sabrın gereği, onları sineye çekiyorsunuz, yutkunuyorsunuz; çok rahat olan insanlar gibi hemen boşalmayı düşünmüyorsunuz. Çünkü boşaldığınız zaman, çoklarını kırıp geçirmeniz, rencide etmeniz söz konusu. Başkalarını kırmayayım diye, hazmedilmeyecek şeyleri atıyorsunuz içinize; bu defa siz kırılıp dökülüyorsunuz. İşin aslı bu.

DEFAATLE BOĞAZLANDIK

Bir yönüyle hep hüsn-ü zannımızın (her şey hakkında iyi niyetli düşünmek) kurbanı olduk. “Bu mevzuda defaatle boğazlandık.” diyebiliriz. Ama hüsn-ü zan mümkün oldukça, hüsn-ü zan etmek ve hüsn-ü zanna kilitlenmek lazım.

Fakat yine bir hadisin ifadesiyle, “Bir mü’min bir delikten bir defa ısırılır.” Hüsn-ü zan ettiğimiz şeylerde sürekli negatif bir kısım tavır ve davranışlarla karşı karşıya kaldıysak, bu defa Hazreti Pir’in verdiği ölçüler çerçevesinde, “hüsn-ü zan, adem-i itimat.” Başkaları hakkında kötü düşünmeme, elden geldiğince en olumsuz şeyleri bile iyiye yorumlama ve makul birer mahmil bulma; “ihtimal ki şundan dolayı yapmıştır” deme…

İnsanlığın İftihar Tablosu (sallallahu aleyhi ve sellem) “İbadetin en güzelini arıyorsanız, mü’minler hakkında hüsn-ü zan etmektir” buyuruyor.

ON DEFA GÖZLERİNİ SİLİP YENİDEN BAKMAYA GEREK YOK

Tarikat-ı Muhammediye üzerine yazılan şerhlerden biri olan Berika’nın müellifi İmam Hâdimî, “Bir mü’mini fuhuş işlerken bile görsen, hemen onun hakkında hükmünü verme.

Gözlerini sil, ‘Allah Allah, o insan böyle çirkin bir işi yapmaz; yoksa ben yanlış mı gördüm!’ de; dön bir kere daha ‘O mu?’ diye kontrol et. O ise, ‘İhtimal yine yanlış gördüm’ de; bir kere daha, bir kere daha gözlerini yalanla ve onları silip tekrar bak.” (diyor).

Hazreti İmam’ı çok severim, ona karşı derin hürmetim vardır ama bu sözlerini fazla bulurum. Zira, on defa gözlerini silip yeniden bakmaya ve o işi tahkik etmeye hiç gerek yoktur. Çünkü ilk bakışta insanın içinde hâlâ bir şüphe vardır ve bu şüphe, söz konusu insan hakkında verilecek kararın daha müsbet olması için bir menattır. Eğer mesele tahkik edilirse, kesin hükme varmaktan başka bir yol kalmayacaktır.

Dolayısıyla, insan, gözüne bir çirkinlik iliştiği zaman, tecessüs, teşhis ve tesbit peşine düşmeden, o sevimsiz fotoğraflar gönlüne akarak fuad kazanında eriyip bir hüküm kalıbına girmeden, hemen sırtını dönüp oradan uzaklaşmalı; “Allahım günahkâr kullarını hidayete erdir, beni de affet!..” demeli ve gördüğünü de unutmalıdır.

CD'LER OLUŞTURMAK BİR MÜMİNİN YAPMAMASI GEREKEN ŞEYLER

Öyle bir durumda bile olsa, insanlar hakkında hüsn-ü zan etmeli. CD’ler oluşturmak, chiplere değişik şeyler yüklemek, bazı kimselerin haysiyet, şeref, namus ve iffetiyle alakalı bazı şeyleri teşhir etmek suretiyle onları yıkmak ve devirmek, bir mü’minin yapmaması gerekli olan şeyler; caiz olmayan şeylerdir bir mü’min için.

Kur’an-ı Kerim’de bazı hususlarda ahkam çok net, çok belirgin olduğu halde, İnsanlığın İftihar Tablosu o mevzuda hep Cenâb-ı Allah’ın hilm u silmini nazar-ı itibara alarak hilm ile muamele etmiştir. Madem Allah Halim’dir.. madem Allah Rasûlü’nün dedesi Hazreti İsmail Halim’di.. Hilm, olumsuz şeyleri müsamaha ile karşılama demektir; en olumsuz şeylerde dahi güzel bir  kısım mahmiller bularak, ondan sıyrılma, sırtını dönme, üzerinde durmama, karşı tarafı yıkma gayreti içine girmeme demektir.

Rasûl-ü Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) Efendimiz, işledikleri günah sonrası, suçlarını itiraf ederek Allah’ın huzuruna temiz olarak gitmek isteyen Mâiz ve Gâmidiyeli kadın için şöyle böyle bir mahmil bularak, “Dön, git, Allah’ın affetmeyeceği günah yoktur.” demiş ve tevbe yolunu göstermiş; kendi ısrarlı talepleriyle cezalandırıldıktan sonra da biri hakkında “Öyle bir tevbe etti ki, bu tevbe şu iki dağ arasındaki insanlara paylaştırılsaydı hepsine yeterdi!”, diğeri hakkında da “O öyle bir tevbe etti ki eğer haraç alan bir mü’min dahi bu tevbeyi yapsaydı Allah affederdi!” buyurmuştu.

DEĞİŞİK KOMPLOLAR OLUŞTURULMUŞTUR

Yeni değil, kadimden bu yana sizin yaptığınız bu şeylere karşı değişik komplolar oluşturulmuştur. Ta Pîr-i Mugan döneminden itibaren, bir taraftan iyilik adına açılımlar sergilerken, bir taraftan da birileri tarafından çelmeye, el-enseye maruz kalmışsınızdır.

2004'TE BİR DAYATMA OLMUŞ... BİRİLERİ TARAFINDAN 'BEN KAÇ DEFA BU MEVZUDA BAKANLARI DEĞİŞTİRDİM, BU İŞİ YAPIN FALAN DİYE...'

2004’te de bir dayatma olmuş. Eğer daha sonra birileri tarafından “Ben kaç defa bu mevzuda bakanları değiştirdim, bu işi yapın filan diye…” Sürç-ü lisan kabilinden mi, sağlam mülahazaya alamama kabilinden mi, bu  mesele böyle tekerrür edip durmasaydı.. O gün alınan kararların bir sonucu olarak, bugün bu meselenin üzerine gelme duygusu olmasaydı.. Maşerî vicdanda  böyle algılanma olmasaydı..

Bütün maşerî vicdan meseleyi şimdi öyle algılıyor; “Demek ki o zaman öyle karar verilmiş, sonra ard arda bunlar sürekli, o mevzudaki vazifelileri değiştirerek hep bu işin üzerine gitmişler” şeklinde..

Ama bunlar denmeseydi, hüsn-ü zannımın gereği şuydu: “Bu mesele konjonktüreldi. O günün şartlarını bilmiyoruz, hadisenin içinde değildik ki biz o hadiseyi arka planıyla görelim, felsefesiyle değerlendirelim” derdim.  Devamı, temadisi olmasaydı, meseleye öyle bakardım.

Ama o mevzuyu te’yid eder mahiyette beyanların verilmesiyle, öyle bir mesele karşısında, maşerî vicdan karşısında da bana diyecek bir şey kalmıyor.


istiklal marsimiz ve bayrak


Share to Facebook Share to Twitter Share to Google width= Share to Blogger Share to Wordpress metinozkanvadisi rss